top of page


OKUNDUĞU GİBİ
Bilenin Bilmeyene Borcu Vardır

Yıllar içinde biriktirdiğim bilgileri sunmak için kurduğum kişisel site. Okunduğu Gibi platformuna hoş geldiniz. Sitemde size sunduklarıma göz atın. Okunduğu Gibi yeni şeyler öğrenmek isteyenler için bir ortam.
Ara


Osmanlı Arşivlerinde Eski Yapar: 1574’te 400 Kişilik Bir Anadolu Köyü
Bu çalışma, 1574 tarihli Osmanlı tahrir defterine dayanarak Eski Yapar köyünün nüfusunu, ekonomik yapısını ve toplumsal hiyerarşisini incelemektedir. Hüseyinabad kazasına bağlı olan köyün yaklaşık 380–400 kişilik nüfusa sahip olduğu, ekonomisinin %60’tan fazlasının hububata dayandığı ve Türkmen kökenli, yarı-aşiret yapısının izlerini taşıdığı görülmektedir. Malikâne sahipleri, dini unvanlı aileler ve genç erkek nüfus oranı köyün sosyal yapısını anlamada önemli ipuçları sunmak
Okunduğu Gibi
19 Şub9 dakikada okunur


Kaygımızın Gerçek Adı: Ontolojik Duyunun Bastırılması ve Türkiye’de Anlam Arayışı
Bu yazı, Rollo May’in “ontolojik duyunun bastırılması” kavramı üzerinden Türkiye’deki varoluşsal kaygıyı tartışıyor. Ölüm, özgürlük, sorumluluk ve anlam üretme zorunluluğuyla yüzleşmek yerine dinî ya da kültürel kalıplara sığınmanın kaygıyı çözmediği, yalnızca bastırdığı savunuluyor. Bastırılan ontolojik kaygı kimlik kaybına, içsel boşluğa ve adını koyamadığımız psikolojik sorunlara yol açıyor. Çözüm ise kaygıyı yok etmek değil, bilinçli biçimde taşımak.
Okunduğu Gibi
12 Şub4 dakikada okunur


Kirke’nin Ülkesinde İnsan Kalmak: Rollo May, Mitler ve Türkiye’nin İnsani İkilemi
Bu yazı, Rollo May’in Psychology and the Human Dilemma adlı eserinde kullandığı Kirke metaforunu Türkiye’nin son yirmi yıllık siyasal ve toplumsal dönüşümüyle ilişkilendirir. Makineleşme, itaat, umutsuzluk ve mitsizlik üzerinden insanın özne–nesne gerilimini ele alır. Türkiye’de hukuksuzluğun normalleşmesi ve gençlerin kaçışı, insan kalma mücadelesinin güncel bir örneği olarak okunur. Çıkış yolu, yitmiş ya da sahte mitlerin yerine yeni, kapsayıcı ve insani bir mit kurabilmekt
Okunduğu Gibi
2 Şub7 dakikada okunur


Bir Miti Yeniden Okumak: Mesnevî, İktidar ve Acının Meşrulaştırılması
Bu yazı, Mevlânâ’nın Padişah ile Cariye hikâyesini Rollo May’in mit ve psikoterapi yaklaşımından esinlenerek eleştirel biçimde inceliyor. 13. yüzyılın siyasal ve toplumsal koşullarında ortaya çıkan bu anlatının, adaletsizlik ve acıyı “hikmet” kavramı üzerinden nasıl anlamlandırdığını tartışıyor. Metin, tarihsel bağlamı gözeterek bu mitin bir hayatta kalma stratejisi olduğunu kabul ederken, günümüzde aynı zihniyetin sorgulanmadan sürdürülmesini problemli buluyor.
Okunduğu Gibi
30 Oca9 dakikada okunur


Olgunluk, Kendiliğindenlik ve Kendine İhanet
Bu yazı, olgunluk kavramının nasıl olup da zamanla kendiliğindenliği bastıran bir savunmaya dönüştüğünü sorgular. İnsan, başkalarını kırmama ve iyi görünme kaygısıyla kendi duygularını bastırdığında özgürlüğünü, sahiciliğini ve kendilik duygusunu kaybeder. Gerçek olgunluk, duyguları inkâr etmek değil; risk alarak, hataya rağmen kendin olabilme cesaretini gösterebilmektir.
Okunduğu Gibi
16 Oca5 dakikada okunur


Fareleşen İnsanlar: Yaratıcı Vicdanın Ölümü ve Dindar Bilinç
Rollo May’in “Yaratıcı Vicdan” bölümünden yola çıkan bu yazı, ahlaki bilincin körelmesiyle insanın nasıl “yaşamın taklidine” dönüştüğünü sorguluyor. Türkiye toplumunda bireyin kendi değerlerini üretememesi, dışarıdan dayatılmış kalıplarla yaşaması “dindar bilinç” kavramıyla açıklanıyor. Kendi beynini ve vicdanını kullanmayan insanın, ahlaki sorumluluktan uzaklaşıp sadece ezberlenmiş bir hayatı tekrarladığı vurgulanıyor.
Okunduğu Gibi
28 Ara 20255 dakikada okunur


Kendinle Yüzleşmek Neden Bu Kadar Zor?
Son iki ayda hızlı değişim isteğiyle yola çıktım ama hayatın gerçekçi olmayan beklentilerimi yüzüme çarptığını gördüm. Asıl mesele dünyanın değil, benim değişmem gerektiği. İç sesim bana ihtiyaçlarımı hatırlatıyor ama onu bastırdıkça kendimle bağım kopuyor. Çocukluktan gelen deneyimler duygularımı yönetmeyi zorlaştırıyor. Değişim, bu sesi düşman görmeden, duygularımı fark edip onlarla temas kurmakla mümkün.
Okunduğu Gibi
5 Eyl 20253 dakikada okunur


Değişim Arzusu ile Hayatın Gerçekliği Arasında
Son iki ayda içimde umutla hayal kırıklığı yan yana yürüdü. Hızlı değişim istedim ama hayatın akışının benden bağımsız olduğunu fark ettim. Ölüm korkusu, zamanın hızla akışı ve yalnızlık duygusu beni en çok zorlayanlar. Yine de dürüst ve derin bağlar kurulabileceğine inanıyorum.
Okunduğu Gibi
4 Eyl 20252 dakikada okunur


Toplum Hasta, Peki Terapisti Kim?
Bu yazı, insanın evrimsel geçmişiyle modern kültür arasındaki uyumsuzluğu ele alıyor. Bireysel sorunların toplumsal düzeydeki yansımalarını tartışıyor; ölüm korkusu, yalnızlık, özgürlük, anlam arayışı gibi varoluşsal temaların toplumu da etkilediğini savunuyor. Toplumların da bireyler gibi "terapiye" ihtiyaç duyabileceğini, ortak bir amaç ve anlam etrafında birleşmeden sağlıklı bir yapı kurulamayacağını vurguluyor.
Okunduğu Gibi
15 Haz 20256 dakikada okunur


İçimde Büyüyen Soru: Ya Yetersiz Kaldıysam?
Bu yazıda, bir babanın izlediği Adolescence filmi sonrasında kendi oğluyla olan ilişkisini sorgulaması ve ebeveynlikte yaşadığı derin iç çatışmalar ele alınıyor. Sevgi, sorumluluk, öfke, çaresizlik ve toplumsal baskılar arasında sıkışan bir babanın iç dünyasına dokunaklı bir yolculuk sunan bu metin, hem bir öz eleştiri hem de bir sevgi manifestosu niteliğinde.
Okunduğu Gibi
5 Haz 20253 dakikada okunur


4 yıllık bir değerlendirme anlam üretebilme yeteneği
4 yıl aradan sonra "anlam" konusuna geri dönüyorum. Aradan geçen yılların bana ne kattığına direk şahitlik ediyorum. Bu dört yılda okuduklarımı, öğrendiklerimi net bir şekilde görebiliyorum. Hem kendimi tarttığım hem de toplumsal açıdan önemli bir konuyu ele alan bir yazı. Anlam üretmek nedir? Kimler nasıl anlam üretir? Anlam üretiminin arkasında neler var? Toplumların içinde bulunduğu durumu anlam üretimi açısından ele alan bir yazı.
Okunduğu Gibi
27 May 202518 dakikada okunur


Dindar Bilinç, Kamusal Alan ve Siyaset
Türkiye'de kamusal alanın zayıflığı, dindar bilincin egemenliğiyle karşılıklı olarak birbirini besleyen bir ilişki içindedir. Eleştirel, özerk yurttaş kültürü gelişmediği için dini cemaat yapıları güçlenmiş, kamusal alan daralmıştır. Dindar bireyler için AKP, sadece bir parti değil, ontolojik bir meşruiyet kaynağıdır. Siyasi sadakat, itaat kültürü, kutsal algısı ve mağduriyet duygusuyla birleşir; tercih değil, kimliksel bir varoluş biçimi haline gelir.
Okunduğu Gibi
19 May 202511 dakikada okunur


Gerçekliğin İki Yüzü: Bilimçek ve Zihinçek
Bu metin, “gerçeklik” kavramını iki düzeyde ele alıyor: Bilimsel (dışsal) gerçeklik, gözlem ve deneyle ortaya konan nesnel dünyayı ifade ederken; zihinsel (algısal) gerçeklik, bireyin deneyim ve yorumlarına dayanan içsel dünyayı yansıtır. Bu ikiliği kavramsal olarak netleştirmek amacıyla “bilimçek” ve “zihinçek” terimlerini öneriyor.um Böylece kavram karmaşasının önüne geçmeyi amaçlıyorum.
Okunduğu Gibi
13 May 20254 dakikada okunur


Dijital Demokrasi ve Biz: Dahlberg'in Kuramı Türkiye'yi Açıklamaya Yetiyor mu?
Bu metin, Dahlberg’in dört dijital demokrasi pozisyonunun Türkiye gerçekliğini yansıtmada yetersiz kaldığını savunuyor. Türkiye’deki dijital yurttaşları beş alternatif gruba ayırır: İronik-Tepkici, Devlet Manipülasyoncu, Kültürel-Kabilevi, İnanca Dayalı Kaderci ve Dijital Gezginler. Bu gruplar da ülkenin her yerinde olduğu gibi kutuplaşmış durumdalar.
Okunduğu Gibi
11 May 202512 dakikada okunur


Neandertaller, Babalığın Keşfi ve Cinsel İlişkinin Evrimi
Babalığın keşfi, cinselliğin anlamını değiştirdi, ataerkilliği doğurdu. Kadın özgürlüğü yeniden şekillenirken toplum dönüşüyor.
Okunduğu Gibi
19 Şub 20257 dakikada okunur


Toplumların Yok Oluş Dinamikleri: Kültürel İntihar ve Sosyal Çözülmenin Etkileri
Kültürel intihar, toplumların adaptasyon başarısızlıkları ve sosyal çözülme sonucu kendi varlıklarını sürdüremeyip yok oluşa sürüklenmesidir
Okunduğu Gibi
3 Oca 202515 dakikada okunur


Toplumların Çöküş Anatomisi: Felaketler, İnançlar ve Karmaşıklığın Bedeli
Toplumlar, çevresel krizler, yanlış yönetim ve karmaşık sosyal yapılar nedeniyle çökebilir. Tarih, hayatta kalmanın derslerini sunar.
Okunduğu Gibi
2 Oca 202510 dakikada okunur


Toplumların Yok Oluşu: Kültürel Bağlılık, Savaş ve Hayatta Kalma Dinamikleri
Toplumların yok oluşunda kültürel bağlılık, savaşa hazırlık ve doğaya uyum kritik rol oynar; değerler, uzun vadeli hayatta kalışı etkiler.
Okunduğu Gibi
31 Ara 202416 dakikada okunur


Hoşnutsuzluğun İzleri: Kültürel Direniş, Ritüeller ve Toplumsal Değişim
Kültürel ritüeller, hoşnutsuzluğun ifadesi ve toplumsal değişim taleplerinin sembolü olarak direnişin güçlü bir aracı haline gelir.
Okunduğu Gibi
30 Ara 202417 dakikada okunur


1. Engin Geçtan'ın İnsan Olmak Kitabı Üzerine Bir Değerlendirme
Engin Gençtan'ın İnsan Olmak adlı muhteşem şaheseri ile ilgili kısa bir inceleme.
Okunduğu Gibi
17 Eki 20204 dakikada okunur
İLETIŞIM
https://www.youtube.com/channel/UCMHnYZkm7-WaDQrzAvLMS9A?view_as=subscriber
(+90) 212 234 56 78
bottom of page

















